Yıldız hakkındaki gensoru TBMM Genel Kurulu'nda reddedildi

10 Aralık 2014 Çarşamba

HDP'nin, Soma ve Ermenek başta olmak üzere yaşanan iş kazaları ve işçi ölümleri nedeniyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması reddedildi.

HDP'nin, Soma ve Ermenek başta olmak üzere yaşanan iş kazaları ve işçi ölümleri nedeniyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması reddedildi.

TBMM - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, madencilikte iş sağlığı ve güvenliği sınırlarına bağlı kalmak kaydıyla, üretim artışına tavan getirmediklerini söyledi.

Yıldız, HDP'nin hakkında verdiği gensoru önergesi üzerinde yaptığı konuşmada, Türkiye'de 106 milyon ton kömür kullanıldığını, bunun 80 milyon tonun Türkiye'de üretildiğini belirterek, Ermenek'te üretilen kömür miktarının toplam üretimin iki binde biri olduğunu kaydetti. Yıldız, "80 milyon tonu iş sağlığı ve güvenliğiyle üretmemiz lazım. Soma'daki kazadan sonra 202 kapalı ocağın 93 tanesi Çalışma ve Enerji bakanlıkları tarafından kapatıldı. Kazaların gerekçesinin tek başına denetim olduğunu söylemek doğru olmaz" dedi.

Türkiye'de ilk elektriğin 1902 yılında üretildiğini, 2002 yılına kadar 31 bin 800 megavatlık kurulu gücün olduğunu, son 12 yılda 37 bin megavatlık kurulu gücün eklendiğini anlatan Yıldız, yenilenebilir enerji kaynaklardan elde edilen kurulu gücün 28 bin megavatlara çıkartıldığını ve kurulu güçteki payının yüzde 40'lara ulaştığını, AB üyesi ülkelerde ve dünya ortalamasının iki katının Türkiye'de olduğunu, bunu yeterli görmediklerini daha fazla yapacak rezervin olduğunu söyledi.

Yıldız, 2013 yılında dünyada 7 milyar ton kömür tüketildiğini belirterek, "Biz hala Türkiye'deki 106 milyon ton kömürden bahsediyoruz. Bunun da 80 milyon tonunun yerli kaynaklardan üretiyoruz. Kömürü daha fazla üretmemiz lazım. Kömürün daha fazla üretilmesini suç gibi göstermek doğru yaklaşım değil. Yerli ve yenilenebilir kaynaklara doğru yaklaşım değil" diye konuştu.

Soma'daki kesilen zeytin ağaçlarıyla ilgili ifadelere işaret eden Yıldız, oradaki kömürlerin tamamının görünür rezervinin 153 milyon ton olduğunu, iktidarı devraldıklarında 99 milyon olan zeytin ağacının 170 milyon adede ulaştığını hatırlattı. Yıldız, zeytin ağacı sayısını artırdıklarına işaret ederek, şöyle konuştu:

"6 bin zeytin ağacının yıllık getirisi, 1 milyon liradır. Bu faydadan beri değil. Bunu usulüne ve üslubuna uygun gerçekleştirmemiz lazım. 153 milyon ton kömürün karşılığı, 7,5 milyar dolar. 30 yılda bu kömür çıkartılacak. Bizim elde edeceğimiz yıllık kira geliri 153 milyon lira. Buradan istiyor olmamız halinde her yıl 6 bin tane değil, 9 milyon zeytin ağacı dikebiliyoruz. Yalnızca bu santralden üretilecek yerli kömürden üretilecek elektriği doğalgazdan üretseydik, bizim 230 milyon dolar daha ithalata para ödememiz gerekiyordu. Bunu da ödemeyeceğiz. Orada 1,6 milyar dolarlık yatırım yapılacak ve 2 binden fazla kişi çalışacak. Bu ülkenin turizm varlıkları, kültür varlıkları, tarım arazileri nasıl zenginlikse bu ülkenin tabii kaynakları da o kadar zenginlik. Biz AK Partili kardeşlerimizden aldığımız oylarla beraber hükümet oluyoruz ama bu zenginlikleri 77 milyona dağıtıyoruz. Tabii ki böyle yapmamız lazım. Orada kömürden oluşacak geliri 77 milyona vereceğiz. Cari açığın kapanmasını 77 milyonla paylaşacağız."

Maden kazalarının doğal afet olmadığını ifade eden Yıldız, "İnsanların yaptığı gerek işletmeci, gerek işçi, gerek işveren, rödevansçısı, TKİ'si, enerji Bakanlığı kim varsa bununla alakalı zincirde silsileten sorumludur. Eğer doğal afet değilse, burada kusur var demiştim. O kusurun sahibi mutlaka ama mutlaka çıkacak. Bununla alakalı herhangi endişeniz olmasın. Herhangi bir korumacılık, kollamacılık yapılamaz, yapılmaması da lazım. Bugün adalet karşısında şu yada bu gerekçeyle kendisini koruyabilen yapılar, insanlar oluşmuş olabilir. Ahirette bunların hesabını tek tek vereceğiz. İnsanın kanun karşısında kendisini temize çıkarması tek başına yetmez. O yüzden ben bunu hem maddi kanunlar hem de uhrevi kurallar karşısında kendimizi bağlayıcı hissediyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Yıldız, TKİ'nin zarar eden kuruluş olmadığını, TTK'nın ise zarar eden kuruluş olduğunu belirterek, TKİ'nin Hazine'den, fakir fukara kömürü dağıtımından dolayı 9 milyar lira alacağı olduğunu söyledi.

Devlet Denetleme Kurulu ve TBMM Araştırma Komisyonu'nun aldığı tavsiye kararları bulunduğuna işaret eden Yıldız, bunlarla ilgili neler yapıldığı hakkında bilgi verdi. "9 yılda yaptığımız işler var, üzerine ekleyip yapmamız gerekenler var" diyen Yıldız, Meclis'e sevkedilen İş Sağlığı ve Güvenliği Tasarısı'nın yanı sıra Maden Kanunu Tasarısı'nın da sevkedilmek üzere olduğunu bildirdi.

Yıldız, üretim zorlamasında taban üretim miktarı olduğunu kaydederek, "Soma'da '1,5 milyon tondan daha az üretmemelisin' diyoruz. Yıllara sari olarak 32 milyon dolarlık yatırımın üzerine 50 milyon dolar daha yatırım yapılarak bu üretim artışları yapılmıştır. Eğer işletmecilik hatası varsa, işletmeci bundan sorumludur. Üretim miktarları 2006 yılında 50 bin 300, 2007 yılında 269 bin 289, 2008 yılında 232 bin, 2009'da 532 bin ton, 2010'da 2,5 milyon ton, 2011'de 2 milyon 619, 2012 yılında 3 milyon 816 bin, 2013 yılında 3 milyon 566 bin, 2014 yılında da kazaya kadar 1 milyon 240 bin ton civarında olmak üzere toplam 15 milyon tona yakın üretim gerçekleştirdi. Biz iş sağlığı ve iş güvenliği sınırlarına bağlı kalmak kaydıyla, üretim artışına tavan getirmiyoruz. Binlerce kez denetim yapılıyor. Bu denetimlerde farklı yaklaşımlar olabilir. Ayrıca sözleşmede yüklenici fazla üretim yapmaya zorlayan herhangi hüküm bulunmuyor. Niçin fazla yapmadın diye hüküm bulunmadığı gibi, niçin fazla yapıyorsun diye de bir hüküm yok. Tek şartımız iş sağlığı ve güvenliğiyle alakalı şartlara uyacaksın" diye konuştu.

-"Keşke yasalar 30 yıl önce çıksaydı..."

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç da önerge üzerinde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin enerji politikalarında başarısız olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve haksızlık olduğunu belirterek, "Ülkemiz AK Parti hükümetleriyle her alanda olduğu gibi enerjide de büyük ilerleme sağlamıştır" dedi.

TBMM Soma Araştırma Komisyonu Raporu'na dikkati çeken Tunç, bir daha benzeri kazaların yaşanmaması için alınması gereken önlemler konusunda önemli tespitlerde bulunulduğunu, sistem değişikliğine gidilmesi gerektiğinin belirtildiğini söyledi. Türkiye'de özel sektöre verildiği için kazaların olduğu algısı bulunduğuna dikkati çeken Tunç, sorunun kamu-özel sektör değil, sistem sorunu olduğunu ve madenciliğin baştan aşağı yeniden ele alınması gerektiğini görülmesini istedi.

Havza madenciliği, üretim kalitesi yüksek iş kazası düşük sisteme mutlaka geçilmesi gerektiğini vurgulayan Tunç, "Maden sektöründe ihalelerin AK Parti'ye yakın kesimlere verildiği iddiasına katılmıyoruz. 2013 Ocak ayında Zonguldak'ta meydana gelen kaza bir CHP milletvekili ile irtibatlı ama biz bunu hiç gündeme getirmedik. Sizi iktidar olduğunuzda aynı sistem vardı ve sayısız kazalar oldu, şehitler verdik. Kozlu'da 263 madencinin öldüğü zaman kim iktidardı? Kazalar güçlü denetimi gerektiriyor. 12 yıldır boş durmuyoruz çalışıyoruz. Keşke bu yasalar 30 yıl önce çıksaydı da bu kazalar ve sorunlar yaşanmasaydı. Kazalardan elbette ders çıkarmalıyız. Gerekli tedbirleri almalıyız" diye konuştu.

-"Güzel öldüler" tartışması

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, sataşma gerekçesiyle söz alarak, Tunç'un sözlerine yanıt verdi. Hamçaçebi, "12 yıldır iktidardasınız, maden faciaları ve iş kazalarındaki ölümler, önceki dönemlerle kıyaslanmayacak biçimde arttı. Eskiden de bunlar oluyordu ne var bunda. '30 yıl önce kanunlar çıksaydı bu ölümler olmazdı' diyorsunuz, siz ne için varsınız. Sorumluluğu eski hükümetlere atıyorsunuz. Eskiden de ölümler vardı ama böylesine facialar yoktu. 'Bu işin fıtratında ölüm var' diyen bir Başbakan yoktu, şimdi var. 'Güzel öldüler' diyen bir Çalışma Bakanı eskiden yoktu, sizin var. Sayın Başbakan sizden önceki Başbakan, maden ruhsatlarının verilmesini genelgeyle Başbakanlığa bağlamıştı. Bu ölümlerin bir nedeni de bu genelgedir. Sayın Davutoğlu, bu genelgeyi kaldırmaya cesaret ederek Başbakan olduğunuzu kanıtlayacak mısınız?" ifadelerini kullandı.

AK Parti İstanbul Milletvekili Ömer Dinçer, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Türkiye'nin, halkın değerlerini, toplumsal değerleri ve ahlaki değerleri, biraz daha genişletecek olursak İslam'ın belirli bir konudaki temel ifadelendirme tarzını benimsemeyen veyahut da bilmeyen insanların benim söylediğim lafları, tabiiyle, bütünüyle anlaması da mümkün görünmüyor" dedi.

CHP'li milletvekillerinin kendisine laf atması üzerine Dinçer, "Bütün namazlarında, bütün yemek dualarında hüsn-i hatimeyi talep eden bir değerin, bir insan topluluğunun ne demek istediğini anlamaları zor ama şunu söyleyeyim. Hüsn-i hatimeyi talep etmek aslında 'şehit oldu' demektir. Güzel ölmesi demek, aslında o insanların şehit olduğunun ifadesinin başka şekliydi. İki hadisenin birbirinden farkını, iki kazanın oluşum şeklini, içinde bulunduğu durumu görmeden ve belirli bir mukayeseyi yapmadan ve metodolojik bir düşünce sisteminden uzak bir şekilde değerlendirme yapıyor olmak da ancak bizimkilere yakışır doğrusu.'Güzel ölüm' lafı, aslında oradaki insanlarımızın şehit olduklarına dair başka bir ifade tarzıydı" karşılığını verdi.

CHP'li Hamzaçebi, Dinçer'in sözlerine, "Şahsın seviyesine inmeyeceğim. O üslubu o şahsa iade ediyorum. Kendisini savunmayı İslam'a giderek, oradan güç alarak gerçekleştirmeye çalışmak esasen en büyük zavallılıktır. Yani o ölen kişinin, maden ocağında, yer altında, göçükte kalmış kişinin orada ölüm anını kendisi biliyor ve acı çekmediğini söylüyor. O ölen kişinin geride bıraktığı hanımını, çocuğunu, annesini, babasını, onları bir daha göremeyecek olmasını düşünmediğini siz nasıl söyleyebiliyorsunuz? 'Acı yaşamadılar' diyorsunuz. Yakışıyor mu? Bu insanlara, bu ölen insanlara bu saygısızlığı yapmak sizin hakkınız mı? Ayıptır" dedi.

Yıldız hakkında gensorunun gündeme alınması reddedildi.

2014 Anadolu Ajansı